9 Nisan 2012 Pazartesi

ÇİÇEK KIZIN ÇANTASI


       Bir çanta daha nasıl sevimli olabilir veya bir kız çocuğuna yakışır hale nasıl getirilebilir diye düşünmemden kısa bir süre sonra gördüğünüz gibi yine bazı malzemelerin buluşmasıyla işlem tamamlandı.Baharın getirdiği bazı yenilikler ve gereken temizlikler dolayısıyla evdeki birikmiş şeyleri gözden geçirip, değerlendirmek, yapılması gerekenleri yapmak gerek.Tıpkı iç dünyamızda ve ilişkilerimizde olduğu gibi...
       Daha önceden küçük logosu bulunan çantanın logosu sökülerek, kalın, kolay kopmayacak, kot ipliği türünden  bir iplikle elde dikilerek, çanta yeni logosuna kavuştu.
       Kızımın daha küçükken giydiği fakat şimdilerde olmayan kot eteğinin bu şirin işlemeli, çıkarılabilen cebini hep saklamak istedim nedense.Meğer o da zamanını ve yerini beklemekteymiş...Böylece kızım okuldayken ona yeni bir sürpriz yapma imkanı da doğmuş oldu.O artık bir kız çantası...Çiçek kızın çantası.Yazımın başlığını kızım buldu.Yani çantanın kendi sahibinin isim annesi olmasını istedim.''İsim annesi sen oldun..'' dediğimde ise duyduğu keyif  kayda değerdi...:) 
       
        Eldeki her şey değerlendirilebilir, bunu unutmayın..Fikrinize afiyet..:)
      
     



7 Nisan 2012 Cumartesi

GÖMLEKTEN ELBİSE YAPMAK

BABA GÖMLEĞİNDEN KIZINA ELBİSE

   Eğer çok sevdiğiniz ve kumaşını çok beğendiğiniz gömleğinizin başına bir kaza geldiyse, sakın hemen atmayın.Elinizden geliyorsa basit bir kaç işlemden geçirerek onu bambaşka bir kıyafete dönüştürebilirsiniz.(Benim kızıma diktiğim bu elbise gibi..:)
   Fotoğrafta gördüğünüz gömleğin öncelikle ceplerini söktüm.Kol oyuntularını, ön ve arka yakayı, arka yaka öndekinden birkaç cm. yukarıda olacak şekilde düz kestim.Etek altlarına hiç dokunmadım.Çıt çıt yerlerini de olduğu gibi bıraktım.Hatta çıt çıtların aralarına ütüyle yapışan süs taşlarından yapıştırdım çok şık oldu.Nervürleri ve pileleri mezura ile kimin bedenine göre yapılacaksa, ona göre hesapladım.Arkaya da pileler koydum.Pileleri kalçaya kadar dikerek sabitledim.Kalçadan aşağı pileleri serbest bıraktım.(Kızım büyüdüğünde pilelerden birini iptal edebilir ve boyun askısını da ayarlayarak ona bluz şekli verebilirim..)
   Kol oyuklarına ve yakalara kumaşın rengine uygun saten biye geçirdim, teğelledim ve makinede diktim.Yaka ve kol oyuğunun bittiği yerde, bağcık haline gelecek şekilde saten biyeyi birleştirip diktim.Yine kollardan omuzlara devam eden saten biyelerle de fiyonk yaparak bağladım.Kızım bu elbiseyi giydiğinde ben de sonuca inanamadım, en sevdiği elbiselerinden biri oldu..Şimdi sizinaklınız sanırım eşinizin giysi dolabında...acaba  giymediği bir gömleği var mı diye düşünmeye başladınız bile..Ben gözüme bir tane kestirdim ve onu da kendime yapmayı düşünüyorum.Bittiğinde burada tekrar görüşmek dileğiyle..Hoşçakalın.

ZEYTİNYAĞI ŞİŞESİNİN TIPASINA NE OLDU..?

        Eşiniz mutfağa girmeye başladıysa, hatta mutfağı yavaş yavaş işgal edip, alet edevatlar konusunda, bunların alımı-elden çıkarılması-yenilenmesi- değerlendirilmesi vb. gibi bir takım fikirler geliştirmeye başlayıp, mutfağı sizden fazla sahiplenmeye kalkarsa; yandaki fotoğrafta görüldüğü üzere yeni değerlendirmelere gidebilir.Tabii ki zeytinyağı şişesini aldığı ilk gün kırdıktan sonra...Bir erkek mutfağa girdiğinde; sakarlık, dağınıklık, tezgahı ve lavaboyu işgal etme gibi  bir takım sorunların yanında, salataya yardım ve zamanında sofraya oturma, ızgara ve tava temizliği gibi tarafımızdan kaçınılması pek muhtemel bazı durumlarda fayda sağlamıyor da değil.
      Yandaki fotoğrafta zeytinyağı şişesini bir marketten eşim aldı.Bana sormadan..!Mutfakta diğer yağdanlıkla rahat dökemiyormuş.Fazla sızıyormuş..:)Fazla karışmadım, ne de olsa mutfak artık onun da sayılırdı.Eve gelindi, dakika bir-gol bir, ikili şişeden biri daha ilk yıkamada elinde kırıldı.
      Fikirler her zaman vardır, zamanını ve layığını bekler.Belki 20-25 yıl önceden bekarlık günlerinden kalma yadigar çay bardaklarından biri bu günleri bekliyormuş sanki.Kırılan yağdanlığın tıpası bu çay bardağına uydu.Çok da sevimli ve enteresan bir yağdanlık tasarımı çıktı ortaya.Yağdanlık ve yavrusu...
      Bu küçük ama ilginç  fikri burada paylaşmak istedim.Eğer bir yağdanlık tıpası sahipsiz kaldıysa mutlaka ona sahip çıkacak bir çay bardağı olacaktır evinizde.Fikrinize afiyet..:)

19 Mart 2012 Pazartesi

APPLE CRUMBLE - ELMALI KIRINTI


      Şimdilerde şu alışveriş merkezlerinde kokusunun tüm katlara yayıldığı, elmalı tarçınlı tatlıların buram buram tüm alışveriş merkezini kaplayan kokularını duyduktan sonra ''eve gider gitmez elmalı tarçınlı bir şey yapmalıyım'' dedirtiyor bana..:)Eve kendimi atar atmaz, büyük şehir koşturmacasından eğer halim kalırsa kolay olduğu için hemen bir elmalı kırıntı döktürüveriyorum.            
      Bu tarifi 16 yıl önce sakladığım gazete eklerinden birinde görüp hala yapıyorum desem inanmakta güçlük çekersiniz sanırım, ya da en azından sadece şaşırırsınız.Evet, çook eskilerde denmeyecek bir zamanda ama eskilerde, 90' larda, bir gazetenin ''SOFRA'' adlı eki vardı.O sıralar aynı dergi yayın grubu ''TV 'de 7 GONG'' ve ''Blue JEAN'' adlı dergiyi de çıkarıyordu.Zaman ne kadar çabuk geçiyor...
   Sofra dergisinin orta sayfaları ünlülerin mutfak becerilerine ayrılmıştı.Ünlüler derginin formatı gereği mutfağa giriyor, her biri en güzel hangi yemeği yapıyorsa, fotoğraflı anlatımlarla orta sayfada yayınlanıyordu.Bu tariflerden biri, o yılların İngiliz asıllı pop şarkıcısı Suna Yıldızoğlu 'nun ülkesinin geleneksel tatlısı olan Apple Crumble veya dilimizdeki karşılığı elma kırıntısı idi.(Yukarıda fotoğrafı görülen malum nefis tatlı...) Biz Türk 'lerde irmik helvası ne kadar geleneksel ise; İngiliz 'lerde de bu tatlı aynı geleneksellikteymiş.Her İngiliz ailesi bu tatlıyı bilir, özellikle Pazar günleri rosto yemeğinden sonra severek yermiş.İlk yaptığım günden beri, eşimin çok sevdiği ve bazen de bir çocuk gibi sayıklayıp tutturduğu bir tatlı oldu evde.
    Tarifi kadar yapılışı da çok kolay olan Crumble için gerekli malzemeler :
  • 3 orta boy elma
  • 1 paket vanilya
  • yarım su bardağı toz şeker (hamur için)
  • Elmaların üzerine serpmek için, ayrıca bir çorba kaşığı toz şeker ve bir çay kaşığı tarçın
  • 100 gr. Tereyağı (soğuk olacak)
  • 2 su bardağı tam buğday unu
  • bir tutam tuz
  • 3-4 kabuklu ceviz(ayıklanıp elmaların üzerine doğranacak)
  • Üzerini süslemek için istenilen miktarda çiğ badem ve krema.
       Elmaları soyup, ince dilimler halinde yaklaşık 26 cm. 'lik yuvarlak yayvan bir kalıba dizin.Elmalar gelişigüzel de dizilebilir.(orjinal tarifinde elmalar bir tencerede çok az suyla yarı pişmiş bir hal alıncaya kadar pişiriliyor ama ben buna pek de gerek olmadığını ve bu şekliyle daha pratik olacağını düşünüyorum..) Üzerine 1 çorba kaşığı toz şekeri ve tarçını serpiştirin.Kabuğu kırılıp ayıklanmış cevizleri bir bıçakla kıyarak serpiştirin.     
     Ayrı bir kapta toz şekeri, vanilyayı, unu, bir tutam tuzu ve rendelenmiş veya parçalara ayrılmış soğuk tereyağını mikserin hamur karıştırma uçlarıyla düşük ve orta devirde karıştırarak kırıntı haline getirin.Mikser yoksa , parmak uçlarınızla yavaş yavaş, ekmek kırıntısı haline gelene kadar yoğurun.
fırından önce...
          Kırıntı haline getirdiğiniz hamuru elmaların üzerine serpiştire serpiştire, elmaları örtecek şekilde paylaştırın.Elinizle pek bastırmayın.Üzerlerini çiğ bademle süsledikten sonra, fırında 150 derecede  yaklaşık 35-40 dak. üzerleri hafif kızarıncaya kadar pişirin.Sıcak olarak üzerine pudra şekeri serperek ve kremayla servis edin.
        Bu tatlıyı vişne ile,  şeftali veya kayısı ile, veya orman meyveleri ile de yapabilir değişik lezzetler oluşturabilirsiniz.


fırından sonra...
ve mutlu son...:)




12 Mart 2012 Pazartesi

YANLIŞ ALARM

tabii ki fotoğraftaki saat o ana ait değil.....
     Sabah her zamanki gibi saatin alarmı 07.20 de çaldı.Tanrım hiç bu kadar zor uyanmamıştım.Üzerimde korkunç bir ağırlık...Tüm hazırlıklarımı yapıp, duştu-diş fırçalamaydı derken, giyinip, fırında ekmek yapmak üzere mutfağa yol aldım.Tüm malzemeleri alelaceleyle çıkardım, bir yandan da kızımı uyandırmaya çalıştım.Odadaki duvar saatine gözüm ilişti; saat sabahın 04.15 ini gösteriyordu, pili durmuş olmalı yine..diye hayıflandım.Tekrar mutfağa gittiğimde fırının saatine dikkat kesildim, o da 04.15 i gösteriyordu.Zınnnnk..! diye başımı eşimin telefonundaki saate çevirdim: 04.15...hala tatmin olmadım, televizyonu açıp, saate baktım..E artık bir yanlışlık olamazdı...Cep telefonumun hafıza kartını çıkarmıştım önceki akşam, tüm tarih ve saat hafızası değişmiş..Ve ben bunu sabaha karşı, ''Amelie..'' filminden bir sahnenin benzerini yaşayarak öğrendim.Filmde Amelie, zorba manavın saat alarmıyla oynayarak onun sabaha karşı işe gitmesine sebep olmuştu....İyi de benim, kendimle ne zorum vardı..???..Şuna eminim artık; benim teknolojiyle aram hiç iyi olmadı ve olmayacak...Tekrar pijamalar, uyku ve son kısa bir rüya daha.... ZzZZzzzzzz........

9 Mart 2012 Cuma

BEBEK KAHVALTISI




Malzemeler :

2-3 petibör bisküvi veya 3-4 bebe bisküvi,
1 haşlanmış yumurta sarısı,
1 çorba kaşığı taze lor,
1 tatlı kaşığı üzüm veya dut pekmezi,
Yarım çay bardağı yeni demlenmiş ıhlamur çayı(demlerken içine bir tutam rezene atın..)
2 adet tuzsuz siyah zeytin,(kabuğu soyulmuş ve çekirdeği ayıklanmış..)
1 adet kabuklu cevizin içi.(havanda zeytinle birlikte iyice ezilecek..)
1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı.

    Tadları biribirini iyice özümseyecek şekilde bir mama kasesinde tüm malzemeleri karıştırın,Büyük bir olasılıkla bebeğiniz bu kahvaltıyı beğenecektir.
    Kızımın bebekken kahvaltı beğenmeme gibi bir sorunu vardı, çocuğunun ne yiyeceğini düşünen bir anne olarak doğal ve sağlıklı başka lezzetler aramaya, denemeye koyuldum.Özellikle daha bebekken bitki çayını alıştırmak istedim.Şimdi sekiz yaşında ve hala ıhlamur, kuşburnu, rezene vb. bitki çaylarını çok severek içer, nane çayına ise bayılır.Bu karışımı  o sıralar hem çaresizlikten hem de daha faydalı ne yedirebilirim düşüncesiyle denemiş, tadına önce tabii ki ben bakmıştım; kızımın da çok severek yiyip kaseyi bitirdiğini gördükten sonra, çevremde  bebeği olan bir çok kişiye tarifi paylaşmıştım.Şimdi ise hem unutanlar için, hem de bebeği olan yakınlarıyla paylaşsınlar diye, kayda almaya yarar gördüm.
    Bu kahvaltıyı kızım yerken, bir anne olarak içim nasıl rahattı anlatamam, kasenin dibini silip süpürüyordu.Tarifi verdiğim bir kaç arkadaşma sorduğumda, bebeklerinin bu karışımı sevdiklerini söylemişlerdi ama belki bir - iki bebekte pek fayda sağlamamıştı..:)Ama onlar her zaman bir çok yemekte beğenmemezlik edip annelerini üzmeye, yormaya devam ettiler zaten..:)

    Umarım bebekler bu müthiş faydalı kahvaltıyı beğenirler.Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım.Afiyet olsun..:)

Taze Lor  Yapımı :
    Taze lor, sütün ocakta ısıtılmasıyla, kaynama noktasına gelmeden alınıp, elma sirkesi veya üzüm sirkesi katılarak kestirilmesiyle elde edilir.Kimileri bunu limon ve yoğurt da katarak kestiriyorlarmış ama ben bu şekilde denedim damak tadıma pek gitmedi.Benim sevdiğim lezzet, elma sirkesiyle olan. 
     2 litre günlük sütü  ocakta bir tencerede, orta ateşte ısıtmaya başlayın.Buharlar çıkmaya başladığında, kaynama noktasına gelmemiş haldeyken ocaktan alın.Yaklaşık 3-4 çorba kaşığı elma sirkesini ekleyin ve karıştırın.Ya hemen kesilecek ya da bir süre sonra mutlaka kesilecek.Kapağını kapatıp, yarım saat veya bir saat kadar dinlendirin, kesilmesini bekleyin.
Kesildiğinde sütün tüm katı kısmı altta tortu gibi kalacak, sıvı kısmı da su yeşili renginde üzerini kaplayacak.Bu sıvıyı, bir süzgecin içine yaydığınız, mutfakta kullandığınız temiz bir tülbentle süzün.Serin bir yerde bir kaç saat veya bir gün boyunca süzülmesini bekleyin.En son tülbentin kenarlarını kapatıp burkarak, elinizde sıkarak son kalan sıvıyı da süzmeye çalışın.Ortaya çıkan loru elinizde top yapmaya çalışarak tülbentte kalan lor parçalarını da toparlayın.Bir kaseye aldığınız lorunuz artık hazır.Bu loru 3-4 gün içinde tazeyken tüketiniz.
       Bunu isterseniz, böğürtlen reçeliyle, ister balla kahvaltıda tüketebilirsiniz.


    
ISPANAKLI, LORLU AÇMA BÖREK


Malzemeler :

100 gr. eritilmiş  tereyağı (hamurun aralarına sürüp katlanacak)
1 su bardağı riviera zeytinyağı,
1 su bardağı ayran veya (yarım su bardağı yoğurt + yarım su bardağı su)
2 çorba kaşığı üzüm sirkesi,
1 paket kabartma tozu,
1 yumurta akı,
3-4 silme çay kaşığı  tuz
Aldığı kadar elenmiş un, yaklaşık 3,5 - 4 su bardağı un (yarısı Söke un diğer yarısı tam buğday unu karışık)kulak memesi kıvamında olmalı..
Üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı,

Ayrıca yufkaları yağlamak için ufak yarım kase riviera zeytinyağı.


    Yaklaşık 3,5 - 4 su bardağı un karışımını ve kabartma tozunu yayvan bir kaba eleyip, ortasını havuz şeklinde açın.Yumurta akını, ayranı, riviera zeytinyağını, tuzu, sirkeyi  bu havuzun içinde birleştirip elinizle hepsini dairesel hareketlerle yedirmeye çalışın.Her hareketinizde kenarlardaki undan içine alacak ve hamur kıvam bulacak.İyice yoğurup toparladıktan sonra tezgahta merdaneyle biraz açıp, her açtığınızda aralara erimiş tereyağını yayıp zarf gibi kapatarak tekrar yoğurun.Bu işlemi erimiş 100 gr. tereyağını bitirene kadar tekrarlayın.Hamuru bir gece önceden hazırlarsanız ve üzerini streçleyip buzdolabında dinlendirirseniz; hem hamurla daha rahat çalışırsınız hem de daha lezzeti kıvamında bir börek olur.

İç malzeme :

500  gr. Ispanak,
200 - 250 gr. lor peyniri (lor evde kendiniz yapabilirsiniz, tarifi aşağıda..:)
200 gr. rendelenmiş taze kaşar,
1 büyük veya 2 orta boy soğan,
1'er  çay kaşığı  tuz, karabiber, tatlı toz kırmızı biber.(tuzunu tadarak sonra ekleyebilirsiniz..)
2 çorba kaşığı kadar riviera zeytinyağı.

    Küp küp doğradığınız soğanları bir tencerede 2 çorba kaşığı zeytinyağı ile pembeleşinceye kadar karıştırarak kavurun.Çok iyi yıkanmış ve doğranmış ıspanakları ekleyip karıştırın.Tuzunu, biberini de ekledikten sonra en son loru ekleyip son kez karıştırın ve ocaktan alın.Ilındığında börek iç malzemesi hazır.

 Lor yapımı: 

     Taze lor, sütün ocakta ısıtılmasıyla, kaynama noktasına gelmeden alınıp, elma sirkesi veya üzüm sirkesi katılarak kestirilmesiyle elde edilir.Kimileri bunu limon ve yoğurt da katarak kestiriyorlarmış ama ben bu şekilde denedim damak tadıma pek gitmedi.Benim sevdiğim lezzet, elma sirkesiyle olan. 
     2 litre günlük sütü  ocakta bir tencerede, orta ateşte ısıtmaya başlayın.Buharlar çıkmaya başladığında, kaynama noktasına gelmemiş haldeyken ocaktan alın.Yaklaşık 3-4 çorba kaşığı elma sirkesini ekleyin ve karıştırın.Ya hemen kesilecek ya da bir süre sonra mutlaka kesilecek.Kapağını kapatıp, yarım saat veya bir saat kadar dinlendirin, kesilmesini bekleyin.
Kesildiğinde sütün tüm katı kısmı altta tortu gibi kalacak, sıvı kısmı da su yeşili renginde üzerini kaplayacak.Bu sıvıyı, bir süzgecin içine yaydığınız, mutfakta kullandığınız temiz bir tülbentle süzün.Serin bir yerde bir kaç saat veya bir gün boyunca süzülmesini bekleyin.En son tülbentin kenarlarını kapatıp burkarak, elinizde sıkarak son kalan sıvıyı da süzmeye çalışın.Ortaya çıkan loru elinizde top yapmaya çalışarak tülbentte kalan lor parçalarını da toparlayın.Bir kaseye aldığınız lorunuz artık hazır.
       Bunu isterseniz, böğürtlen reçeliyle, ister balla kahvaltıda tüketebilir, isterseniz hatta bebeğinizin kahvaltısında kullanabilirsiniz.

(Bu bebek kahvaltısı tarifini de mutlaka paylaşmalıyım bir ara...)

    Dinlenmiş hamurdan 5-6 pazı çıkarıp, her pazıyı unlanmış tezgahta önce merdaneyle sonra oklavayla unlayarak açıp, ince bir yufka elde edin.Malzemeyi koymadan ayrı bir kapta bulundurduğunuz riviera zeytinyağıyla ve bir fırça yardımı ile yufkanın her yerini yağlayın.Alta doğru yay şeklinde iç mazlemeden yeterli miktarda paylaştırın, ıspanaklı iç malzemenin üzerine de rendelenmiş kaşar serpiştirin ve rulo yaparak kapatın.Dikkatlice yağlanmış tepsiye yarım cm. aralıklarla kabarma payı pırakarak, uç kısımlarını içe doğru katlayıp kapatarak dizin.Üzerlerine yumurta sarısını sürüp, önceden ısıtılmış 200 derecedeki fırında kızarana dek yaklaşık 40-45 dak. pişirin.






     Bu böreği yapmadan önce daha nice el açma börekleri denedim ama annemin yaptığı leziz ıspanaklı böreğin tadını ve kıvamını bu tarifte yakaladım.İstediğim hamur kıvamı buydu, yarı ıslak, kuru değil ama kıyır kıyır...Eminim başka malzemler de bu hamura çok yakışır.
    Böreği yaptığım gün misafirlerim çok beğenerek yediler.Yandaki fotoğrafta arka fondaki pembe sümbüller ve beyaz frezyalar da misafirim Gamze 'nin inceliği.
    Şimdiden size de kolay gelsin ve afiyet olsun diyorum.Misafiriniz, çiçek getireniniz eksik olmasın..:)

27 Şubat 2012 Pazartesi

TARHANA ve BAKLİYAT TORBALARI



     Haydi bakliyat ve tarhanalara bir şıklık yapalım mı ne dersiniz..?
     
    Küçüklüğümde, yurtdışından bize gelen kalın kataloglarda, buzdolaplarının ve kiler dolaplarının içlerinin ne kadar düzenli olduğuna bayılır, hayranlıkla incelerdim.Yıllar sonra evimde bunu sağlamaya çalıştım.Kavanozlar bir örnek olmalıydı, üzerlerinde ne oldukları yazmalıydı.Kapağı açtığımda yerli yerinde bulabilmeliydim her şeyi..Bakliyatların bez torbalarda saklanması gerektiği öğretilmişti ilk evlendiğimde.İlk bakliyat torbalarımı annem dikmişti.Sonraki yıllarda evdeki kumaşların bolluğundan olsa gerek, artık bez torbalarımı yenilemeliyim diye düşündüm.Özellikle evde tarhana yapmaya başladıktan sonra.
     Bir ara ufak boylarda onlarca kese dikip, hediyelik tarhana torbaları hazırlamıştım.Her biri yine dantelli ve kırmızı beyaz kombin desenli kumaşlardı.Her birine aynı ölçüde kendi yeni yaptığım tarhanalardan doldurup çevremdekilere satışa çıkarmıştım.Bu benim ekolojik gıda üretimi ve pazarlaması alanında küçücük bir projemdi.Hepsi kısa zamanda tükenmişti.Alanlar hem kendilerine hem de yakınlarına hediye etmek üzere almışlardı.Bu benim için küçük bir ticari deneyim oldu.



     Siz de sık dokunmuş pamuklu, renk vermeyecek kumaşlardan ve dantel parçalarından istediğiniz boyutlarda keseler yapıp, bakliyatlarınızı veya tarhanalarınızı bu bez torbalarda saklayabilirsiniz.

13 Şubat 2012 Pazartesi

KITIR WAFFLE

      
     Herkes dışarıda wafflecıları hınca hınç doldururken, bende nedense bu yeni tada karşı henüz bir merak uyanmamıştı.İlk kez bir otelin sabah kahvaltısında tattığım waffle ile tarif arayışlarım başladı. Bir çok waffle tarifi denedim ama damak tadıma uygun olanına, gofretimsi kıtırlıktaki bir kıvama ulaşamadım.Öğrendim ki benim sevdiğim tad, Belçika waffle imiş..Eşimin bir yemek programından not ettiği tarifle kendi deneyimlerimi birleştirdim, tabii biraz da deneme- yanılma yolllarıyla bu leziz tarifte, noktamı koydum.
     Waffle yapmak için mutlaka bir waffle makinesine ihtiyacınız olacak.Eğer makineniz yok da teflon tavada yapacaksanız o zaman pan kek olarak, çevirerek de pişirebilirsiniz.Fakat sizlere makinelerin kompakt olanlarını, yani hem tost makinesi hem waffle aparatı bulunanları pek tavsiye edemiyorum.Ben bir markanın bu tür bir makinesini aldım, teflon kaplaması pek kaliteli olmadığından, ayrıca da her pişirişimde ağır bir metal kokusu wafflelara siniyordu.Belki tostu güzel pişirebilir ama waffle şakaya gelmez...Aldığım makineyi hemen iade ettim.Gerekçelerim geçerliydi; koku problemi ve her seferinde tabakaya yapışan wafflelar.....Temizle temizleyebilirsen!
    Waffle pişirmemi en çok kızım istedi ve benim bu uğraşlarımı görünce dayanamayıp bir karar aldı : Biriktirdiği parasıyla sadece waffle yapan daha iyi bir makine almak...Küçük elleriyle biriktirdiği, küçük sevimli cüzdanıyla, vapura atladığım gibi ürün çeşidinin daha çok olduğu Sirkeci 'ye gittim.Daha önceki makinenin fiyatı üzerine biraz daha para eklemiş bulunarak, biraz da pazarlık yaparak, sadece waffle yapan ev tipi bir makine aldım.Severin marka makinenin kaplaması ilk dikkatimi çeken şey oldu.Dokusuna dokunduğumda; benim tarifin makinesi işte bu ...dedim, hiç yapışmayacağından emindim.Kullandığınız un waffle da çok önemli, mesela ben hep Söke un kullanırım, bir ara başka unlarla yaptığımda tabakaya yapışmıştı.Beyaz unu azalttığım şu günlerde korkarak yine Söke tam buğday unuyla deneyeyim dedim; sonuç başarılıydı..:)
    Hemen hemen bir çok hafta sonu, ya da her yumurta akı arttığında kızıma waffle yapıyorum.Hatta abartarak bazen hafta içi sabah kahvaltılarında da yapıp, okula yanına da koyuyorum, arkadaşlarıyla da paylaşıyor.Çocuklar wafflelara bayılıyorlar.Bu yüzden adım, aralarında ''Wafflecı Teyze..'' ye çıktı..:)
    Sizleri ve çocukları böyle bir tarif için daha fazla bekletmek istemem artık tarife geçeyim...:) 

Malzemeler:

90-100 gr. Tereyağı + 2 çorba kaşığı riviera zeytinyağı,
2 çorba kaşığı pudra şekeri (kıtır olması için),
Yarım pk. veya 1 pk. vanilya,
1 pk. kabartma tozu,
4 çorba kaşığı buğday nişastası,
4 çorba kaşığı Söke un veya Söke tam buğday unu,
2 çorba kaşığı krema(ben bu ara pek koymuyorum, yumuşatıyor..)
1 tam yumurta ve 1 yumurta beyazı
veya;
2 yumurta beyazı...,
1 su bardağından bir, iki parmak kadar fazla içme suyu,
1 fiske tuz.



          Önce tereyağını metal bir kapta benmari usulü eritin(ben ocakta su kaynayan çaydanlığın üzerine demlik gibi koyarak eritiyorum)Eridikten sonra içine pudra şekeri, tuz, su, krema, zeytinyağı ve kabartma tozuyla harmanladığın unları ekleyin.El çırpıısıyla karıştırarak, en son yumurtaları birer birer ekleyip çırpın.Waffle makinesini  ısıtıp, bir cezvede erittiğiniz terayağını silikon bir fırça yardımıyla alt üst yağlayın.2- 2,5 çorba kaşığı kadar döküp kapağı kapalı 2 dk. pişirin.Kızarınca havadar olacak şekilde herhangi bir tel süzgeç gibi bir şeyin içinde 15-20 sn. kadar, nemlenmemesi için havalandırın.Ama çok soğutmayın...:)...Soğuduğu takdirde makineyi ısıtıp, gün içinde soğumuş waffleları tekrar ısıtırsanız daha da kuru çıtır bir hal alır.İster yerfıstığı ezmesiyle, ister çikolatalı fındık kremasıyla, balla veya meyvelerle tüketin, biz hepsini seviyoruz...:))Kolay gelsin.....